BU SEVDA ANCAK ÖLÜNCE BİTTER.

04.11.2015
Rıfat Mertoğlu

BU SEVDA ANCAK ÖLÜNCE BİTTER.

SİVEREK'E SEVDALI ADAM: KOÇALİ AYMAZ 


İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği'nin yayınladığı "Siverek" isimli dergiye "Siverekli Olmak" başlığıyla bir yazı yazan sinema sanatçısı Yılmaz Güney yazıda bir anısını şöyle paylaşıyor:


"Bir gün "Nereli olduğumu" sordular. "Babam Sivereklidir" dedim. Siverek adına şaştılar, hiç duymamışlardı. "Nerededir bu Siverek" dediler. "Napoli'nin bir kazasıdır" dedim. Düşündüler, bir süre birbirlerine baktılar. "Biz İtalya'yı çok iyi biliriz, yanlışınız olmasın Napoli'nin böyle bir kazası yoktur" Siverek İtalya!da olsa bileceklerdi. Gelelim Siverek Urfa'nın bir kazasıydı, Urfa da Türkiye'de bir şehirdi."


Evet, Siverek Urfa'nın bir kazasıdır. Tarihi Sümerlere, Asurlara, Medlere kadar giden; Mısırlıların, Akkoyunluların, İranlıların eline geçen Siverek, 1517 yılında Osmanlı idaresine geçmiştir. 1908 yılında mutasarraflık yapılarak Çermik, Hilvan ve Viranşehir Siverek'e bağlanmıştır. Daha sonra 1923 yılında Vilayet merkezi yapılan Siverek, 1926 yılında ise, aşiret çatışmaları ve sosyo-ekonomik yapı ileri sürülerek kaza yapılmış Urfa'ya bağlanmıştır.


Siverekliler, bu tarihten itibaren haksız yere alınan il hakkının iadesi için sürekli mücadele vermişlerdir. Halen de bu mücadeleleri devam etmektedir. Bu mücadeleyi yürütenlerden biri de "ir Kalkınma Mücadelesinin Öyküsü" alt başlığıyla SİVEREK SEVDASI 1-2-3 kitaplarının yazarı, Siverek'i İl Yapma ve Kalkındırma Derneğinin kurucusu sayın Koçali Aymaz'dır.


Ben onun adını ilk kez 90'lı yılların ortalarında Siverek'e il sözü verip sözünü yerine getirmeyen 13 siyasetçiye açtığı dava nedeniyle duydum. Sonra Siverek'te görev yaptığım 1997-2005 yılları arasında defalarca onunla çalışma fırsatı buldum. İçinde bitmez bilmez bir istek ve enerji vardı. Birlikte yürüttüğümüz tüm projelerde en önde o gidiyordu. Tam 22 yıl Siverek'i İl Yapma ve Kalkındırma Derneği'nin başkanlığını yaptı. Beyefendi kişiliğiyle büyük-küçük tüm Sivereklilerin gönlünde kendine yer edinmeyi başaran ender kişilerdendir Koçali abi.


Dernek başkanlığı yaptığı bu 22 yıılık süre içinde yaşadıklarını, karşılaştığı zorlukları, sevinçlerini ve üzüntülerini Siverek Sevdası 1-2-3 kitaplarında dile getirmiş. Mücadelesi boyunda kayıt altına aldığı olayları bir belge olarak sonraki nesillere aktarmak istemiş. Tarihe Siverek'in İl mücadelesi dipnot düşsün diye. "İmkanım elverirse anlatacağım daha çok şey var," diyor.


Kitaplarında Siverek tarihini, haksız yere alınan il hakkının iadesi için verilen mücadeleleri, onlarca siyasetçinin Siverek'in İl olma mücadelesini nasıl istismar ettiğini ve sözünü yerine getirmeyen siyasetçilere açılan davanın akışını kitaplarının sayfalarına taşıyor. Özellikle Siverek Sevdası 3 kitabında bu davayı konu edinmiş.


Benim dileğim, Siverek Sevdası serisinin devam etmesidir. Böylece gelecek nesiller ve Siverek'ten uzakta yaşayan Siverekliler kentimiz için verilen mücadeleler hakkında fikir edinmiş olurlar.
Ben hep söylüyorum, Siverek kenti şanslıdır, onun ŞıvanPerwer'i var, Yılmaz Güney'i var, Mehmed Uzun'u var. Bir de kalbi onun için çarpan Koçali abisi var.

Yorum Yaz