T A R İ H 1

TARİHİ COĞRAFYASI

 

             Tarihçilerin genel ifadesiyle Mezopotamya bölgesi "Tarihin Şahidi"dir. Dünya üzerinde bu kadar çok savaşın yaşandığı başka bir bölge yoktur.  Pek çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olan Mezopotamya Bölgesi, tarihin hiçbir döneminde önemini kaybetmemiştir. Bu önemini Fırat ve Dicle'nin ortasındaki verimli topraklarına borçludur. Burası, biraz güçlenen devletlerin ele geçirmek istediği bölgelerin başında gelmiştir. Tarih boyunca her iki nehire yakın yerlerde önemli kentler kurulmuş ve sağlam kaleler yapılmıştır. Tarihin en kanlı savaşları bu bölge için meydana gelmiştir. Hititler, Asurlar, Mitanniler, Akatlar, Urartular, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Eyyubiler, Selçuklular, Moğollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlılar bu topraklara sahip olmuşlardır. Bölge Osmanlı idaresine girdikten sonra uzun yıllar savaşsız bir dönem geçirmiştir. Günümüzde, bu bölge (Mezopotamya) Türkiye, Irak ve Suriye?nin sınırları içerisinde kalmaktadır. İşte Siverek dünya coğrafyası açısından bu kadar önemli bir bölgenin merkezinde yer almaktadır.


          Tarihin ilk çağlarında Siverek ve çevresi değişik isimlerle anılmıştır. Tarih kitaplarında Halzidima[1] olarak geçen bölgenin merkezi Kinaba[2] yani Siverek kasabası idi. Asurlular dönemine rastlayan bu isimlendirmede bu günkü Siverek'in yerinde olduğu bilinen Kinabu şehri kanlı savaşlara sahne olmuş bir kenttir. Bazı kaynaklarda ve haritalarda Halzi-Luka olarak da gösterilmektedir. 


            Bu bölgeye verilen isimlerden biri de Subartu'dur[3] "ırmaklar arası" anlamına gelen bu isimle aynı bölgede yaşamış olan Subaru'lar M.Ö. 3000'li yıllarla tarihlenmektedirler.


           Siverek'in bulunduğu bölge Hitit-Asur-Mitanni dönemlerinde Kummuh[4] bölgesi olarak geçmektedir. Kummuh bölgesi Diyarbakır ile Urfa arasındaki bölgeyi kapsamaktadır. Asur vesikalarında Kutmukhi olarak geçen bu şehir devletinin yeri Prof.Dr.Firuzan KINAL?a göre tam olarak tesbit edilememiştir.[5] Hititlerin bu bölgede çok sayıda şehir devletleri bulunmakta idi. Siverek bölgesi de batıda Kizzuwadna'ya[6] kuzeyde önemli kent olan İsuwa'ya komşu idi. O dönemlerde adı İsmerika[7] olarak geçen Siverek, Mitanni devletinin önemli şehir devletlerinden biridir.


            Bir süre Arami (Süryani) göçlerine sahne olan Siverek'in özellikle Karacadağ taraflarına Aramiler yerleşmiş ve burası için Kişyari[8] (Kaşyari, kashiari), ismini kullanmışlardır. Aramiler bu dönemlerde Siverek?te etkin olmuşlarsa da Asurluların sürekli baskıları neticesinde bölgenin idaresini onlara terk etmek zorunda kalmışlardır. Aramiler döneminde Süryaniler tarafından ismi Şebhabherak[9] olarak isimlendirilmiştir.


            Ermenilerin hakim oldukları dönemlerde Sevaverek[10] olarak geçen ismi Arapların eline geçtikten sonra adı es- Süveyda olarak değişmiştir.

            Haçlı kontluğu döneminde Siverek'in ismi Sovorak olarak haritalarda yeralmaktadır. Gene Tarihçi Urfalı Mateos eserinde Siverek'in ismini Sevaragk olarak vermekte, aynı dönemlerde Ebul Farac ise ismi Sibabarak olarak yazmaktadır.

           Bizanslılar döneminde ise ismi Sebaberak, Severak, ve as-suwaida olarak geçmektedir.[11]

            Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Siverek'in ismi bugünkü kullanıldığı şekliyledir.

            Mezopotamya bölgesi değişik isimler ile anılmaktadır. Yunanlı tarihçiler Dicle ve Fırat Nehirleri arasında kalan sahanın yukarı kısımlarını Yukarı Mezopotamya diye adlandırmışlardır. İslam coğrafyacıları da bölgeyi (ada anlamında) "el-Cezire" diye isimlendirmektedirler. Ortalarda Urfa, Mardin, ve Diyarbakır bölgelerinin en fazla dikkat çektiği, el-Cezire mıntıkasının genel hatlarıyla batısında Şam, Kuzey batısında Antep, Maraş ve Malatya, doğusunda Doğu Anadolu bölgesi, güneyinde ise Irak yer almaktadır. "Ebu"l Fida'ya göre bu saha kuzeyde Malatya ve Amid (Diyarbakır) ile başlar, güneyde Anbar'dan  Tekrit'e uzanan bir hat ile Iraktan ayrılır. El-Cezire bölgesinin en büyük şehri Dicle üzerindeki Musul olan Diyar-ı Riba, Fırat üzerindeki Rakka (daha yukarıda Urfa) eksenli Diyar-ı Mudar ile Amid merkezli ve en küçüğü sayılan Diyar-ı Bekir olmak üzere üç mıntıkaya taksim edilir. 

            Bu gün el- Cezirenin kuzeyi Türkiye, güneyi ise Irak topraklarında yer almaktadır.-[12] Siverek Diyar-ı Mudar şehirlerinden biridir.

             

             "Coğrafyacıların ve tarihçilerin  bu bölgeden bahsederken kullandıkları  "Bilâd-ı Şarkiyye" ismi anlam olarak Doğu Vilayetleri kelimelerini karşıla-maktadır. Selçuklu'larda, Eyyubiler'de ve Osmanlılar'da kullanılan Bilad-ı Şarkıyye, Doğu karadeniz bölgesini dışarıda bırakacak şekilde, Trabzon'dan  İskenderun'a çekilecek bir hattın doğusunu ifade etmektedir. Mesela Selahaddin-i Eyyubi'ye göre kuzeyde olmasına rağmen onun 1182-1185 yıllarında gerçekleştirdiği sefer ve fetihler "Şark İcraatları" olarak kaydedilmektedir. Aynı şekilde Türkiye Selçuklu Sultanı İzeddin Keykavus'un Haleb şehri öncesinde Urfa ve Harran üzerine yürüyüşü de "Melik Eşrefin elinde bulunan Bilad-ı Şarkiyye'ye gidişi ..." başlığı altında zikredilmekte ve olaylar anlatılırken Hısn-ı Keyfa (Hasankeyf), Meyyafarikin (Silvan), Amid, (Diyarbakır), Ruha (Urfa), Harran,  Siverek, Sincar, Halep ve Tell Başer gibi yerlerden bahsedilmektedir?.[13]


            Yukarıda coğrafi mekanını tarihi kaynaklar ışığında belirlemeye çalıştığımız Siverek ve çevresi bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde Şanlıurfa vilayeti sınırları dahilinde yer almaktadır.

 

 İLK ÇAĞ TARİHİ

 

           Anadolu?da bilinen ilk tarihi devir Taş Devridir. Madenlerin bilinmediği bu çağ, Eski ve Yeni Çağ Taş Devri (Paleolitik ve Neolitik) olmak üzere ikiye ayrılır. Bu devri Kalkolitik dönem (Bakır-Taş dönemi) izler. Bu dönemde basit olarak bakır aletler kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra Tunç Çağında bakır ve kalay karışımıyla daha dayanıklı hale getirilmiş madeni eşyalar yapılmaya başlanmıştır. Tunç çağı  erken , orta ve geç olmak üzere üçe ayrılır.

 Erken Tunç Çağ    : M.Ö. üçüncü binin büyük bölümünü kapsar

Orta Tunç Çağı      : M.Ö. ikinci binin ilk dönemidir.

Geç Tunç Çağı       : Hitit belgelerinin aydınlattığı yüzyıllara karşılık gelir ve Hitit İmparatorluğunun yıkılmasıyla sona erer.


            Siverek çevresinde yapılan kazı çalışmaları bölgenin ilk çağ tarihi hakkında bilgiler vermektedir. Ancak yapılan kazı çalışmalarının az oluşu dolayısıyla bugün için Siverek tarihi tam olarak aydınlatılamamıştır. Bununla beraber az sayıdaki kazı çalışmalarından ve yüzey araştırmalarından (Hassek Höyük, Çavi Tarlası, Göktepe Höyüğü, Toprakkale Höyüğü, Çomak Höyük gibi) Kalkolitik dönemle ilgili önemli bilgiler ortaya çıkarılmıştır.


            Hassek Höyük'te[14] Yapılan kazı çalışmaları burada yaşayan kavimler hakkında bilgi vermektedir. Yapılan kazılar sonucu ?Anadoludaki ilk Sümer yerleşmesinin? burada olduğu ortaya çıkarılmıştır.

           

            Adı geçen kazılarda M.Ö. 3400?lü yıllarda Hassek Höyük'e gelen göçmenlerin tümüyle Güney  Mezopotamya geleneğine bağlı konutlar yaptıkları saptanmıştır. Taş temeli olan konutların kerpiç duvarları tıpkı Güney Mezopotamyadaki Uruk yerleşmesindeki gibi pişmiş topraktan mozaik çivilerle bezelidir. Sokaklar yuvarlak çakıllarla kaplıdır. Yerleşme bir sur içerisindedir.


             Siverek Azıklı (Nisibin)  Köyüne  500 metre uzaklıkta Hassek Höyük'ün  4,5 Km Doğusunda Yassı Höyük (Çavi Tarlası) Kalkolitik Çağa
[15] tarihlenen  Tek Kültür evreli Tel Halaf Kültürü tipi bir yerleşme olduğu anlaşılmıştır.


[1] Hasan AÇANAL, Urfa Tarihi, Şurkav Yay., Ankara 1997, s.9

[2] Hasan AÇANAL?ın Urfa Tarihi adlı eserinde Kinaba olarak geçen bu isim değişik

   kaynaklarda   ?Kinabu? olarak da geçmektedir. bkz. H.AÇANAL, a.g.e.,s.9

[3] Şevket BEYSANOĞLU, Diyarbakır Tarihi, C.I., Neyir Matbaası, Ankara 1987, s.50

[4] Yılmaz AKBULUT, Bingöl Tarihi, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1995, s.36

[5] Firuzan KINAL, Eski Anadolu Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 1998, s.242

[6] Klikya bölgesinde yer alan bir Hitit eyaleti

[7] Friedrih CORNELİUS, Geschıchte Der Hethıter, Wissenschaftlıche Buchgesellschaft

   Darmstadt 1973, s.383

[8]  AÇANAL, a.g.e., s.15

[9] Bilge UMAR, Türkiye'deki Tarihsel Adlar, İnkılap Kitabevi, İstanbul 1993, s. 735

[10]  UMAR, a.g.e., s.735

[11] Siverek?in ismi ile ilgili olarak bkz. "Dünden Bugüne Siverek" kitabı s. 53

[12] Ali ÜREMİŞ, Türkiye Selçukluları'nın Doğu  Anadolu Siyaseti, Basılmamış Doktora

    Tezi,  İnönü Üniv. Sosyal Bilimler Ens., Malatya 2001, s:111

[13] ÜREMİŞ, a.g.e., s.2-3

[14] Hassek Höyük Siverek'in batısında Yukarı Tillakin köyü yakınında olup Atatürk  Barajı sahasında su altında kalmıştır.

[15] Kalkolitik Çağ: Bakır ve taşın etkin olarak kullanıldığı, kültür tarihinde ilk ön kent kültürlerinin başladığı dönem olarak bilinir. M.Ö. yaklaşık 5.000-3.000 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Çağ, İlk, Orta ve Son olmak üzere üç aşamada incelenir. Gelişen tarım  ve hayvancılık, sosyal yapıdaki değişimi hızlandırmıştır. Yöneticiler, din adamları, çeşitli zanaatçılar gibi farklı grupların yanısıra anıtsal mimari, savunma ve sulama sistemleri, uzak mesafe ticareti ile lüks/prestij maddelerinin ticareti gelişmiştir.

            Kazı çalışmaları sonucu Höyüklerden ve yüzey araştırmalarından elde edilen bilgiler Siverek ve çevresinde yaşamın M.Ö. 5000-3500 yılları arasında başladığını ortaya koymaktadır.