FIRAT’IN GİZEMLİ VADİSİ: TAKORAN

21.03.2018 00:29
FIRAT’IN GİZEMLİ VADİSİ: TAKORAN

 

16 Mart 2018 tarihinde Coğrafya Bölümü ve GAP Coğrafya Klübü ortaklaşa Frat’ın Gizemli Vadisi: Takoran’a Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sedat BENEK koordinatörlüğünde geniş katlımlı teknik bir gezi düzenlendi. Teknik geziye 7 öğretim elemanı (Prof. Dr. Necmettin ELMASTAŞ, Doç. Dr. Sedat BENEK, Yard. Doç. Dr. Mehmet AKBIYIK, Yrd. Doç. Dr. Hürşit YETMEN, Arş. Gör. Mehmet Özcanlı, Arş. Gör. Abdulhalik PINAR ve Arş. Gör. Ercan VURAL), 3 doktora öğrencisi (Recep BAYDEMİR, Murat DİNÇ, Emrah TÜRKMEN), 8 yüksek lisans öğrencisi ve 2'si Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Radyo Televizyon Programcılığında olmak üzere 72 ön lisans/lisans öğrencisi ile Siverek sevdalısı, SİVDER’in kurucusu ve aynı zamanda sivil aktivist Koçali AYMAZ abimiz katıldı. Ayrıca, Takoran’a indiğimiz andan oradan ayrıldığımız ana kadar Takoran Köyü Muhtarı Sıtkı KÖPRÜDÜZ abimiz de bize misafirperverce eşlik etti.


Bu teknik coğrafi gezinin temel amacı; çok yakınımızda olmasına ragmen farkına varamadığımız Yukarı Mezopotanya’nın kendine münhasır özellikleri ile
dikkat çeken kadim Siverek şehrinin tarihi meydan ve yapıları ile Fırat’ın gizemli vadisi Takoran’da doğal ortam-insan ilişkisini anlamak ve anlamdırmak için, gezi, gözlem, inceleme ve görüşme yöntemleriyle “doğanın içine girerek doğayı içimize çekerek” Coğrafya Bölümü’ndeki akademisyen arkadaşlarla birlikte akademik deneyimlerimizi alanda, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizle paylaşmak ve böylelikle bölgemizdeki bu tür nadir yerler hakkında sadece öğrencilerde değil aynı zamanda yakın civardaki yerel halkta da bilinç oluşturmak, onları yerinde, alanda bilinçlendirmekti. Ama bunun da ötesinde asıl amaç, onca doğal zenginliği içinde barındıran, bu anlamda bölgede çok nadir yerlerden biri olmasına rağmen çok da bilinmeyen ve ziyaretçiler tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir vadi olan Takoran Vadisi’nin böylesi gezilerle bir nebze de olsa tanıtılmasına, bilinmesine ve keşfedilmesine katkı sağlamaktı.


İşte bu amaç ve kapsam çerçevesinde Harran Ovası ile Urfa-Bozova Plarosu’nun geçiş noktasında kurulan kadim Urfa şehrinden sabah saat 08.30’da Harran Üniveristesi Yenişehir Kampüsü’nden yola çıktık. Yol boyunca yer yer sohbetler edildi, yer yer türkü/şarkılar söylendi ve yer yer de öğrencilere yol güzergahındaki beşeri ve ekonomik özellikler anlatıldı. Yolculuğumuzun yaklaşık 70 km’sı kalker karakterli Urfa-Bozova Platosu’nda; 60 km’si de bazalt karakterli Siverek-Viranşehir Platosu’nda geçti. Yolculuğumuzun 70. km’sinde yani Hilvan’dan sonra gerek doğal ortam özellikleri itibariyle gerekse doğal ortam özelliklerine bağlı olarak beşeri ve ekonomik özelliklerin de değişmeye başladığını gözlemledik (Örneğin geleneksel evlerde kullanılan beyaz nahit taşı yerine siyah bazalt taşının kullanılması gibi). 


Saat 09.45’te vardık Siverek’e ve ilk durağımız Kanlıkuyu Meydanı oldu. Oradan kapalıçarşıya bir giriş yaparak dolaşmaya başladık ve kapalı çarşıdaki ilk durağımız s
iverek’te oldukça gelişmiş tarım ve hayvancılık faaliyetlerine yönelik atölye üretimi yapan demircilik atölyesi Baran Demirci atölyesi oldu ve atölye sahibi Enver Usta gezi ekibine kısa bir bilgi verdikten sonra bugünlerde tatlı bir telaşa sahne olan Siverek Gümrükhanı’na gittik. Gümrükhan, Siverek Kent Müzesi olmak için büyük oranda çalışmalarını tamamlamış ve sadece resmi prosedürün tamamlanmasını beklemekte bugünlerde. Gümrükhan’da bizi Siverek Kent Müzesi sorumlusu Cerah ÖZEKİNCİ karşıladı ve kısa bir bilgi verdikten sonra Siverek şehrinin önemli meydanlarından birisi olan Kümbetli Meydanı’na geçtik.


Tarihin ve farklı etnisitelerin kültürel etkileşimi sonucunda ortaya çıkan Geleneksel Siverek Evleri’nin iki güzel örneği olan Hamanlar Evi ve Terziler Evi’ni de gezdikten sonra Siverek mutafağının doğal ortamda nasıl yararlandığını/beslendiğini görmek üzere yerel ot pazarına gittik. Oradan müşterisini bekleyen yarpuz, tolık, punk, tuzik, axbandır, kereng vb. otlar hakkında bilgi aldıktan sonra biraz dinlenmek ve bir çay içmek
in yine nefesi, Siverk’in önemli tarihi mekanlarından birisi olan Cudi Paşa Konağı’nda aldık. Cudi Paşa Konağ’nda Siverek Belediye Başkanı Av. Resul YILMAZ bizi karşıladı. Çay içtikten ve kısa bir sohbetten sonra Paşa Konağı’nın bahçesine çıktık ve orada Belediye Başkanı Yılmaz, Başta Takoran Vadisi olmak üzere, Siverek hakkında kısa bir birifing verdikten sonra -ve tabii ki hatıra olarak fotograflar da çekildikten sonra- gezi ekibimle birlikte yola koyulduk, sabırsızlıkla Fırat’ın gizemli vadisi Takoran’ı görmek için… 


Burada biraz Siverek ve çevresinden bahsetmek istiyorum. Doğal ortam özelliklerinin insanlık tarihini nasıl etkilediğinin en bariz örneklerinden biri, Yukarı Mezopotamya’dır. Yukarı Mezopotamya, tarihin her döneminde yaşamın kesintiye uğramadığı ender coğrafyalardan birisi olma özelliğine sahiptir. Bunun temel nedeni ise, bu coğrafyanın sahip olduğu doğal ortam özellikleri, yani vadi tabanları, ovalar-platolar ve dağlık bölgelerin insan yaşamı için bi
r ahenk içerisinde olmasıdır. Burada insanlar, çok soğuk geçen dönemlerde Fırat ve Dicle vadi tabanlarına inerek yaşamlarını sürdürürken, çok sıcak geçen dönemlerde ise plato ve dağların yamaçlarına giderek yaşamlarını idame ettirmişlerdir. Nitekim bu coğrafya, doğal ortam-insan ilişkisinin kusursuz uyumu sonucunda çağının en modern medeniyetlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Öyle ki, yapılan kazılarda Çemê Hallan, Çayönü, Nevala Çorî, Göbekli Tepe ve Kortık Tepe arkeolojik yerleşmeleri de bunu belgeler niteliktedir.


Siverek coğrafyası, morfolojik birimler bakımından Yukarı Mezopotamya’nın minyatürü olup, Karacadağ volkanizmasına bağlı olarak kendine münhasır bazalt karakterli bir yapıya sahiptir. Karacadağ volkanizmasının coğrafi etkileri (yani doğal ortam özellikleri) şaşırtıcı derecede, tarih boyunca, beşeri hayata da yansımıştır. Siverek ve çevresinde, tarihte olduğu gibi, bugün de doğal ortamın sosyo-ekonomik yapıya etkileri çok belirgin bir şekilde görülür. Bunu yöredeki insanların tarım ve hayvancılık faaliyetlerinden, konutlarından, giyim-kuşamlarından, yemeklerinden, kısacası yaşamlarının her alanlarında gözlemlemek mümkündür…
Siverek coğrafyasının farklı ve zengin coğrafi özelliklere sahip olması

, onu çok sayıda toplum için bir cazibe alanı olmasını sağlamıştır. İşte bu farklı ve zengin coğrafyanın bir sonucu olarak, burada çok sayıda toplumun yaşamasına ve dolayısıyla özgün/münhasır bir kültürün ortaya çıkması sağlanmıştır.
Siverek’ten Takoran’a gitmek için yaklaşık plato üzerinden 30 km yol aliyoruz. Yol boyunca yer yer bazalt taşlarla kaplı otlak alanları, yer yer taşlar temizlenerek tarıma açılmış tarlalar görüyoruz. Tarıma açılmamış alanlarda otlak alanları olarak kulanılyor ve bu otlak alanlarda Erzurum’dan, Bingöl’den, Erzincan’dan sonbahar ortalarından gelen ve bahar ortalarında da geri dönen Koçer çadırları sıralanıyor, beyaz ve mavi renklerle. Yaklaşık 30 km’den sonra platodan yani Siverek-Adıyaman yolundan kuzeye saparak artık Takoran Vadisi’ne inmeye başlıyoruz, yakın tarihte yapılan beton bir yoldan. Yer yer izohipsleri yer yer de elverdiğinden aşağıya inilebilen bir yoldan yaklaşık 10 km’den sonra Takoran Havzası’nın merkezi köyü olan Takoran Köyü’ne iniyoruz saat 12.30’da.


Burada, ortaya çıktığı yerden döküldüğü yer olan Basra Körfezi’ne kadar oldukça geniş olan bir coğrafyaya hayat veren Fırat nehrinden kısaca bahsetmekte fayda vardır. Doğu Anadolu’da, çoğunca, doğu-batı uzanışlı olan sıradağlar ve bunlar arasında uzanan çukur alanlarla Fırat nehrinin kolları (özellikle Erzurum tarafından gelen Karasu ve Ağrı tarafından gelen Murat ırmakları) arasında yakın ilişki vardır. Her iki ana kol da, birçok kesimlerinde doğu-batı doğrultusunda akar, yer yer belirgin dirsekler yaparak güneye döner ve böyle yerlerde açtıkları boğazları geçerler. Çok sayıda önemli kollarla beslenen Fırat’ın bu iki ana kolu Keban’ın kuzeyinde birleşirler. Buradan sonra nehir, Fırat adını alır, ana çizgileriyle ve güneye doğru akar. Böylece kaynağını Doğu Anadolu dağlarından alan Fırat nehri, Siverek ilçesinin kuzeybatısında, yörede “Maktalan” adı verilen boğazdan girer. Hilvan ilçe sınırının kuzeyinden itibaren eski Halfeti kasabasına kadar kabaca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır. 


Yaklaşık 1263 km’si Türkiye’de, 710 km’si Suriye’de ve 827 km’si de Irak’ta olmak üzere toplam 2800 km uzunluğunda, 818 m³/s debisi ve 500.000 km2’lik bir alana sahiptir Fırat Nehri ve Havzası. Başka bir ifade ile Güneybatı Asya'nın veya Ortadoğu’nun en uzun ırmağı olan Fırat, Türkiye’de Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kilis illerini; Suriye’de Rakka, Deyrizor; Irak’ta Felluce, Nasıriye ve Semave illerinin sınırlarından akar… Nehrin geçtiği bölgelerin bir kısmına Mezopotamya adı verilmektedir. Mezopotamya ilk çağlardan beri çok sayıda uygarlığa beşiklik etmiş bir bölgedir. Sümerler, Babiller, Asurlar, Akadlar ve Elam gibi en eski medeniyetler bu bölgede doğmuş ve bu bölgede yaşamıştır.


Fırat Nehri geçtiği yörelerin toplumsal hafızasında da derin etkiler bırakmıştır. Söz konusu etkileri, yakılan türkülerde, yazılan şiirlerde, roman ve hikayelerde görürüz. Örneğin “Harput’un alti kelek, Dersim’e gidek gelek”, “Şu Fırat’ın suyu akar derindir” ve “Ké Ferat’a te be xum-xum û léw léw…” gibi türkülere, Ahmet Arif’in Rüstemo şiirindeki “Modan Yaylası’ndan eskin almadan, Maktele üzerinde sağımız, Karbeyaz çermik dağları, solumuz kan kırmızısından Fırat’tır” mısralara yansımıştır Fırat.


Mitolojide olduğu halk arasında da Fırat ve Dicle Mezopotamya’nın deli aşıkları olarak kabul edilir. Dicle’nin Hüznü, Fırat’ın Acısı. Fırat ve Dicle’nin asırlardır süren o imkansız sevgileri, aşkları nihayet Şat-ül Arap’ta kavuşurlar… İşte tam da burda, Şat-ül Arap’ta, bu aşkın somut bir ürünü olarak petrol fışkırır dünyaya… Bu mitolojik durumun en somut yansıması bölgede çok sayıda Fırat isminde erkek, Dicle isminde kadın isimlerine rastlanır…


Ve Fırat’ın Gizemli Vadisi: TAKORAN
Takoran Vadisi; Fırat nehri ve onun üzerinde kurulan, dünyanın sayılı ve Türkiye’nin de en büyük suni barajı olan Atatürk Barajı Göleti oluştuktan sonra ortaya çıkan genelde Şanlıurfa ve Adıyaman illeri arasında, özelde ise Urfa ili Siverek ilçesi ile Adıyaman ili Gerger ilçeleri arasında yer alan ve 2017 yılında faaliyete geçen Nissibi Köprüsü’nün kuzeyinde ve Siverek ilçesi sınırları içinde kalan, ismini yanındaki köylerden biri olan Takoran’dan alan vadiye Takoran Vadisi denilmektedir.


Fırat kenarına indiğimizde, doğanın eşsiz güzelliği ile karşılaştık. Zira, Arizona’daki Büyük Kanyon kadar güzeldir Takoran Vadisi… Burası doğal ve beşeri güzelliklerin bir arada olduğu mikro klima özellikler gösteren bir vadidir. Eski insanların elleriyle oyduğu mağaralar, taş tapınaklar, şelaleler, Fırat’ın serinliği ve balıkçı teknelerinin çıkardığı ritmik ses… Takoran Vadisi’ni gezmek adeta dinsel bir törenin büyüleyiciliğiyle sarmalanmak gibidir… Tekne turu ile dolaşmak bir yerde An’a yaklaşmak, kendine, özüne yaklaşmak gibidir Takoran’da olmak…
Tekne ile dolaşırken dağların adeta yer yer kor haldeyken şekil verilmiş demir gibi büküldüklerini, kıvrıldıklarını görmek mümkündür bu vadide…


Karaduttan, nara, elmadan yabani kiraza kadar çeşitli meyve ağaçlarıyla süslüdür Takoran Vadisi… İşte ruhu ve bedeni güzellikleriyle besleyen bu Vadi dünyaca ünlü bir yönetmenimizin çocukluğuna da ev sahipliği yapmıştır… Yılmaz Güney… O da bu vadinin kenarındaki bir köyden (Desman’dan) bakmıştır dünyaya ilk defa… Burada büyümüş, dimağının ilk imgeleri burada yerleşivermiştir zihnine… Ve bu zenginliği sanatıyla aktarmıştır bütün dünyaya… Zaten Takoran da insanlığa sunulmuş doğal bir sanat eseri değil midir?


Başka bir gezi notu yazımda görüşmek dileğiyle…


(Foto: Abdulhalik Pınar, Ercan Vural, Bedir Çiftçi, Sedat BENEK)


Doç. Dr. Sedat BENEK
16 Mart 2017/Siverek/Şanlıurfa.

yorum ekle

Yorum Yaz

Diğer Haberler

  • SAYIN;...

                              &nbs...

  • İL İDARESİ, BÜYÜKŞEHİR BA...

    İL İDARESİ YETKİLİLERİ, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ  BAZI BAKANLIKLARIN İLGİSİZLİĞİ KONUSUNDA HAZIRLADIĞIM METNİ TAKORAN KÜLTÜR VE DOĞA FESTİVA...

  • URFA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYES...

    URFA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SİVEREK'E NE YAPTI? VEYA NE YAPMADI?             URFA BÜYÜKŞEHİR SİVEREK AÇISIND...

  • SAHİ SORUN NE? NEDEN GELİ...

    SAHİ SORUN NE? NEDEN GELİŞEMİYORUZ? NEDEN ÇAĞDAŞ KENTLERLE ARAMIZDA UÇURUM VAR?Yaşım 70 ve 32 yılımı kadim kentimiz Siverek'in modern kentler sevi...

  • SUK LİSESİ'NİN SAYIN...

    SUK LİSESİ'NİN HARRAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖR YARDIMCISI VE SİVEREK UYGULAMALI BİLİMLER FAKÜLTESİ DEKANI SAYIN ŞERAFETTİN ÇELİK İLE YAPILA...

  • "PROF. DR.ÇELİK; SİVEREK&...

      "PROF. DR.ÇELİK; SİVEREK'TE KARACADAĞ ÜNİVERSİTESİNİN KURULMASI SİVİL İNİSYATİFİN ELİNDEDİR" 2 Mart 2017 Siverek Uzman Kazanım Lisesi ...

  • FAKÜLTEMİZE KİTAP BAĞIŞI ...

    FAKÜLTEMİZE KİTAP BAĞIŞI YOĞUN ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR KAA Kentimiz Siverek'te 2016 yılında açılan Siverek Uygulamalı Bilimler Fakültesi öğrencil...

  • SİVİL-DER YÖNETİMİ KAYMAK...

    SİVEREK'İ İL YAPMA VE KALKINDIRMA DERNEĞİ (SİVİL-DER) KAYMAKAM NETİN DEMİRELİ ZİYARET ETTİ Ziyarete Başkan Abulvahap BAYRAM, Harun KONGÜL, ...